Zirkonyum kaplama ile E-max(yaprak porselen) kaplama, estetik diş hekimliğinde kullanılan metal içermeyen restoratif seçenekler arasında yer alır. Ancak bu iki materyalin yapısı, ışık geçirgenliği, mekanik özellikleri ve kullanım alanları aynı değildir.
Bu nedenle "Zirkonyum mu daha iyi, E-max lamine mi?" sorusunun herkes için geçerli tek bir cevabı yoktur. Doğru materyalin belirlenmesinde; kaplama yapılacak dişin ağızdaki konumu, kalan sağlam diş dokusu, kapanış ilişkileri, estetik beklenti, diş rengi, restorasyonun kalınlığı ve hastanın ağız-diş sağlığı birlikte değerlendirilir.
Antakya ve Hatay çevresinde zirkonyum kaplama veya E-max (lamine) kaplama hakkında araştırma yapan hastalar için hazırlanan bu rehberde, iki materyal arasındaki temel farkları anlaşılır biçimde ele alıyoruz.
Zirkonyum, yüksek mekanik dayanımıyla öne çıkan seramik esaslı bir dental materyaldir. Günümüzde farklı dayanıklılık ve ışık geçirgenliği özelliklerine sahip çeşitli zirkonya türleri bulunmaktadır.
E-max olarak bilinen restorasyonlar ise çoğunlukla lityum disilikat esaslı cam seramik restorasyonları ifade eder. Lityum disilikat, özellikle doğal dişe benzer optik özelliklerin önemli olduğu estetik restorasyonlarda kullanılabilmektedir. Basitleştirirsek:
Zirkonyum: Mekanik dayanımın önemli olduğu birçok klinik durumda değerlendirilebilir. Lityum disilikat / E-max: Işık geçirgenliği ve doğal diş görünümünün ön planda olduğu uygun vakalarda değerlendirilebilir. Ancak bu ayrım mutlak değildir. Günümüzde daha yüksek ışık geçirgenliğine sahip zirkonya materyalleri bulunduğu gibi, lityum disilikat restorasyonlar da uygun koşullarda başarılı mekanik ve klinik performans gösterebilmektedir.Bu nedenle materyal seçiminin yalnızca "hangisi daha sağlam?" veya "hangisi daha estetik?" sorularına göre yapılması doğru değildir.
Lityum disilikat / E-max: Işık geçirgenliği ve doğal diş görünümünün ön planda olduğu uygun vakalarda değerlendirilebilir. Ancak bu ayrım mutlak değildir. Günümüzde daha yüksek ışık geçirgenliğine sahip zirkonya materyalleri bulunduğu gibi, lityum disilikat restorasyonlar da uygun koşullarda başarılı mekanik ve klinik performans gösterebilmektedir. Bu nedenle materyal seçiminin yalnızca "hangisi daha sağlam?" veya "hangisi daha estetik?" sorularına göre yapılması doğru değildir.
Zirkonyum kaplama olarak bilinen restorasyonlarda dental zirkonya esaslı seramik materyaller kullanılır. Zirkonyanın diş hekimliğinde yaygın kullanılmasının önemli nedenlerinden biri mekanik özellikleridir. CAD/CAM olarak adlandırılan bilgisayar destekli tasarım ve üretim sistemleriyle hazırlanabilen zirkonya restorasyonlar; tek diş kronlarından farklı sabit protetik uygulamalara kadar çeşitli klinik durumlarda kullanılabilir.
Günümüzde bütün zirkonyum kaplamaları aynı materyal gibi değerlendirmek de doğru değildir. Zirkonyanın farklı jenerasyonları ve farklı translüsensi seviyelerine sahip seçenekleri bulunmaktadır. Bu nedenle iki farklı hastaya yapılan "zirkonyum kaplama" aynı optik ve mekanik özelliklere sahip olmayabilir.
Hastanın klinik durumuna göre zirkonya;
• ön veya arka bölgedeki uygun diş restorasyonlarında,
• mekanik dayanımın önemli olduğu vakalarda,
• geniş madde kaybı bulunan bazı dişlerde,
• mevcut diş renginin maskelenmesinin gerekli olduğu bazı durumlarda,
• metal içermeyen sabit restorasyon planlamalarında
değerlendirilebilir. Bunlar genel kullanım alanlarıdır. Bir dişin zirkonyum restorasyona uygun olup olmadığı ancak klinik muayene ve gerekli görüldüğünde radyografik değerlendirme sonrasında belirlenebilir.
Hastaların E-max(yaprak porselen) kaplama olarak aradığı restorasyonlar çoğunlukla lityum disilikat esaslı cam seramik restorasyonlardır.
Lityum disilikatın önemli özelliklerinden biri optik yapısıdır. Uygun vakalarda doğal diş minesine yakın ışık etkileşimi sağlanabilmesi nedeniyle özellikle estetik gereksinimin yüksek olduğu bölgelerde tercih edilebilen materyaller arasındadır.
Lityum disilikat yalnızca tam kaplama şeklinde kullanılmaz. Vakanın özelliklerine göre veneer, inley, onley ve parsiyel restorasyonlar gibi daha farklı restoratif tasarımlarda da değerlendirilebilir.
Klinik değerlendirmeye bağlı olarak lityum disilikat;
• ön bölgedeki estetik restorasyonlarda,
• doğal diş görünümünün ön planda olduğu vakalarda,
• uygun renk ve ışık geçirgenliği elde edilmek istenen restorasyonlarda,
• uygun vakalarda laminate veneer uygulamalarında,
• inley, onley veya parsiyel seramik restorasyonlarda,
• uygun koşullardaki tek diş restorasyonlarında
kullanılabilir. Burada önemli olan yalnızca materyalin estetik özellikleri değil; dişte ne kadar sağlam dokunun bulunduğu ve restorasyonun hangi kuvvetlere maruz kalacağıdır.
Mekanik özellikler açısından zirkonyum ailesi genel olarak yüksek dayanımlı dental seramikler arasında yer alır. Bu nedenle yüksek çiğneme kuvvetlerinin söz konusu olduğu birçok klinik durumda zirkonya değerlendirilebilir. Ancak buradan "zirkonyum her durumda daha uzun ömürlüdür" sonucu çıkarılmamalıdır.
Güncel bilimsel çalışmalar, hem zirkonya hem de lityum disilikat esaslı tek diş restorasyonlarının uygun endikasyon ve uygulama koşullarında başarılı klinik sonuçlar gösterebildiğini bildirmektedir. Restorasyonun başarısında materyalin yanı sıra;
• diş preparasyonunun tasarımı,
• restorasyon kalınlığı,
• kapanış ilişkileri,
• diş sıkma veya gıcırdatma gibi parafonksiyonel alışkanlıklar,
• simantasyon protokolü,
• ağız hijyeni,
• periodontal sağlık,
• restorasyonun üretim ve yüzey işlemleri
gibi birçok değişken rol oynar. Bu nedenle yalnızca materyalin dayanım değerine bakılarak kişiye özel tedavi kararı verilmemelidir.
Lityum disilikat seramikler, ışıkla etkileşim özellikleri nedeniyle özellikle ön bölgede yüksek estetik potansiyele sahiptir. Fakat günümüzde kullanılan zirkonya materyalleri de geçmişteki zirkonya sistemleriyle aynı değildir. Daha yüksek translüsensi sağlayabilen yeni nesil zirkonya seçenekleri sayesinde uygun vakalarda oldukça doğal görünümlü restorasyonlar hazırlanabilir. Bu nedenle "E-max her zaman daha estetik görünür" şeklinde kesin bir kuraldan söz etmek doğru değildir.
Estetik sonuç;
• hastanın doğal diş renginden,
• komşu dişlerin görünümünden,
• kaplamanın kalınlığından,
• seçilen seramiğin özelliklerinden,
• altyapının renginden,
• laboratuvar aşamalarından,
• yüzey karakterizasyonundan
etkilenebilir. Özellikle tek bir ön dişin restore edildiği vakalarda komşu doğal dişlerle renk, form ve ışık özelliklerinin uyumlandırılması materyal seçiminde önemli hale gelir.
Ön dişlerde materyal seçiminin en önemli kriterlerinden biri doğal dişlerle uyumdur. Lityum disilikat, yüksek estetik beklentinin bulunduğu ve klinik koşulların uygun olduğu ön bölge restorasyonlarında değerlendirilebilir.
Ancak alttaki dişin çok koyu renkli olması, metal post bulunması veya rengin daha fazla maskelenmesi gereken durumlarda farklı opasiteye sahip materyaller ya da zirkonya seçenekleri gündeme gelebilir. Dolayısıyla ön diş için de otomatik olarak tek bir materyal seçilmez.
Arka dişler çiğneme sırasında daha farklı kuvvetlere maruz kalabilir. Bu nedenle restorasyonun mekanik gereksinimleri daha fazla önem kazanır.
Monolitik zirkonya restorasyonlar bu bölgelerde sıklıkla değerlendirilen seçeneklerden biridir. Bununla birlikte uygun kalınlığın sağlanabildiği, kapanış koşullarının elverişli olduğu ve doğru endikasyonun bulunduğu vakalarda lityum disilikat restorasyonlar da arka bölgede kullanılabilir.
Bruksizm olarak adlandırılan diş sıkma ve diş gıcırdatma alışkanlığı restorasyonların maruz kaldığı yükleri artırabilir.
Bu hastalarda materyal seçiminin yanı sıra;
• kapanışın değerlendirilmesi,
• restorasyonun kalınlığı,
• karşıt dişlerin durumu,
• restorasyon yüzeyinin özellikleri,
• gerekli görüldüğünde koruyucu gece plağı planlaması
gibi faktörler birlikte ele alınır. Bu nedenle diş sıkan bir hastada yalnızca "en sert materyali" seçmek bütün tedavi planının yerini tutmaz.
Hastaların en sık merak ettiği konulardan biri budur. Gerekli diş preparasyonu miktarı; materyalin adından daha fazla şekilde restorasyonun türüne, dişteki mevcut madde kaybına, dişin pozisyonuna, kapanışa ve hedeflenen restorasyon kalınlığına bağlıdır.
Bazı hastalarda tam kaplama gerekli olabilirken bazı klinik durumlarda daha koruyucu parsiyel restorasyonlar değerlendirilebilir. Modern restoratif diş hekimliğinin önemli hedeflerinden biri, tedavinin gerektirdiği koşullar çerçevesinde sağlıklı diş dokusunu mümkün olduğunca korumaktır.
Bu nedenle "Zirkonyumda şu kadar, E-max'te şu kadar diş kesilir" şeklinde bütün hastalar için geçerli sabit bir ölçü vermek doğru değildir.
Bir kaplamaya muayene yapılmadan kesin bir kullanım süresi vermek mümkün değildir. Bilimsel araştırmalar hem zirkonya hem lityum disilikat esaslı tek kronların uygun koşullarda yüksek klinik sağkalım gösterebildiğini bildirmektedir. Ancak araştırmalardaki ortalama sonuçlar, tek bir hastadaki restorasyonun kaç yıl kullanılacağını garanti etmez.
Uzun dönem sonucu;
• ağız hijyeni
• çürük riski
• diş eti ve periodontal sağlık
• diş sıkma
• kapanış
• restorasyon tasarımı
• simantasyon
• kullanılan materyal
• düzenli diş hekimi kontrolleri
etkileyebilir. Kaplamanın kendisi çürümez; ancak kaplamanın sınırındaki doğal diş dokusunda uygun ağız bakımı sağlanmadığında çürük gelişebilir.
Bu soru özellikle eski metal destekli restorasyonlarla ilgili deneyimler nedeniyle sık sorulur. Zirkonya metal altyapılı bir restorasyon değildir. Bununla birlikte kaplama çevresindeki diş etinin görünümü yalnızca restorasyon materyaline bağlı değildir.
Diş eti çekilmesi, periodontal hastalık, restorasyon sınırının konumu, dişin mevcut rengi ve ağız hijyeni gibi faktörler de estetik görünümü etkileyebilir. Sağlıklı bir restorasyon planlamasında yalnızca dişin değil, çevresindeki diş eti dokularının da değerlendirilmesi gerekir.
Tedavi maliyeti yalnızca "zirkonyum" veya "E-max" adına göre değerlendirilmemelidir. Planlanan restorasyonun türü, diş sayısı, gerekli diğer dental işlemler ve vakanın klinik özellikleri tedavi planını değiştirebilir. Bu nedenle kişiye özel maliyet değerlendirmesi ancak muayene ve tedavi planlamasının ardından yapılabilir.
Materyal seçiminde tek bir kriter yerine bütün klinik tablo değerlendirilmelidir. Diş hekimi muayenesinde özellikle şu sorular önem taşır:
Ön ve arka bölgedeki mekanik ve estetik gereksinimler farklı olabilir.
Kalan diş dokusu restorasyon tasarımını doğrudan etkileyebilir.
Koyu renkli dişlerde maskeleme ihtiyacı materyal seçimini değiştirebilir.
Bruksizm restorasyon üzerine gelen kuvvetleri artırabilir.
Dişlerin birbirleriyle temas biçimi restorasyonun tasarımında önemlidir.
Uygun bazı vakalarda daha koruyucu restorasyon seçenekleri değerlendirilebilir.
Tek ön diş restorasyonu ile çoklu arka diş restorasyonunun gereksinimleri aynı değildir. Bu değerlendirmeler yapıldıktan sonra zirkonya, lityum disilikat veya başka bir restoratif seçenek hasta için değerlendirilebilir.
Antakya diş hekimi veya Antakya diş kliniği araştırması yapan hastaların estetik diş tedavileri konusunda en sık karşılaştığı seçeneklerden ikisi zirkonyum ve E-max yaprak porselen restorasyonlardır.
Ancak internet üzerinde materyallerin "en iyisi", "en sağlamı" veya "en estetiği" şeklinde sıralanması yanıltıcı olabilir. Modern diş hekimliğinde amaç, popüler olan materyali herkese uygulamak değil; mevcut diş dokusu ve klinik gereksinimlerle uyumlu restoratif yaklaşımı belirlemektir.
Diş Hekimi Onur Özen tarafından yapılacak değerlendirmede restorasyon gerektiren dişin mevcut durumu, ağız içi koşullar ve tedavi seçenekleri değerlendirilerek hastaya alternatifler hakkında bilgi verilebilir.
Antakya ve Defne başta olmak üzere Harbiye, Altınözü, Samandağ ve Hatay'ınçevre ilçelerinden diş tedavileri konusunda araştırma yapan hastalar da zirkonyum ve lityum disilikat restorasyonların kendileri açısından ne anlama geldiğini muayene sırasında öğrenebilir.
Her hasta için birinin diğerinden daha iyi olduğunu söylemek doğru değildir. Zirkonyanın mekanik özellikleri bazı vakalarda avantaj sağlarken, lityum disilikatın optik özellikleri başka vakalarda tercih nedeni olabilir. Seçim klinik değerlendirmeye göre yapılmalıdır.
Ön bölgede lityum disilikat yüksek estetik potansiyeli nedeniyle değerlendirilebilir. Ancak dişin rengi, kalan diş dokusu, kapanış ve maskeleme gereksinimi zirkonya veya başka bir materyalin tercih edilmesine neden olabilir.
Uygun klinik koşullarda lityum disilikat arka diş restorasyonlarında kullanılabilir. Ancak restorasyon kalınlığı, çiğneme kuvvetleri ve kapanış değerlendirilmelidir.
Hiçbir dental restorasyon için kırılmaz garantisi verilemez. Zirkonya yüksek mekanik özelliklere sahip olsa da restorasyon tasarımı, kalınlığı, kapanış ve diş sıkma gibi faktörler sonucu etkileyebilir.
Lityum disilikat restorasyonlarda da kırılma olasılığı tamamen ortadan kaldırılamaz. Uygun endikasyon, yeterli materyal kalınlığı ve doğru klinik uygulama önemlidir.
E-max olarak adlandırılan lityum disilikat, seramik materyal ailesi içinde yer alır ancak günlük dilde “porselen” olarak adlandırılan bütün dental seramiklerle aynı materyal değildir.
Dental zirkonya, klasik metal destekli porselen kronlardaki metal altyapının kullanıldığı bir restorasyon sistemi değildir.
Kesin bir yıl vermek mümkün değildir. Bilimsel çalışmalar her iki materyal için de uygun koşullarda yüksek klinik sağkalım bildirmektedir. Bireysel sonuç ağız hijyeni, kapanış, çürük riski, diş sıkma, restorasyon tasarımı ve kontroller gibi birçok faktöre bağlıdır.
Restorasyonun türüne göre belirli miktarda preparasyon gerekebilir. Ancak her vaka tam kaplama gerektirmez. Kalan sağlam diş dokusuna göre daha koruyucu restorasyon seçeneklerinin mümkün olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Öncelikle diş ve çevre dokular klinik olarak değerlendirilir. Gerektiğinde radyografik inceleme yapılır. Dişin konumu, mevcut dokusu, rengi, kapanış, estetik beklenti ve hastaya özgü risk faktörleri belirlendikten sonra uygun restoratif seçenekler hakkında bilgi verilebilir.